Konak Master grubu oyuncularımla çalışmaya devam ettiğimiz “Cesaret Ana ve Çocukları” isimli oyunun gençler için daraltılmış ilk dört sahnesi tamamlanırken oyuncular da projedeki karakterleri ile ilgili önemli mesafeler kat etti.
Oyunu çalışırken dönem dönem ezber bunalımı yaşayan oyuncularımızla özellikle bu günkü çalışmada tiyatro oyununda bir mesafe kat etmenin ezberi tamamlamak olmadığını paylaştık. Provalarımızı Hamlet’te olduğu gibi sık yapamamamız projemizi yavaşlatırken, oyuncularımın yetenekleri ve çalışma disiplinleri projemz için cesaret verici.
Fakat tam anlamıyla bir ekip olmayı başaran dört yıldır pek çok iyi işe imza atan oyuncuların her birinin sınav hazırlıklarından kendilerine ve bu tip çalışmalara zaman ayıramaması ve yaşları büyüdükçe birikimlerini ortaya çıkaracakları bu sosyal alanlarda devam edemiyorlar. ÇÜNKÜ yarıştıran, paracı-dershaneci eğitim sistemi onları esir alıyor. Ve biz posası çıkartılmış çocuklarla, şıklarla öğrenilen bilgiler arasına sıkışarak tiyatro yapmaya çalışıyoruz.
Konak master grubu iki yıl önce sahnelediği bir dünya klasiği Hamlet‘ten sonra bu yıl da Cesaret Ana ve Çocukları‘nı sahneye aktaracak.
Ekim ayında başlayan çalışmalarımızda ilk ay oyunun hikayesi-fikri üzerine drama çalışmaları yapıldı. Kasım ayından itibaren ise sahneler üzerine çalışmaya başladık. Oyunu sekiz sahneye ayırdık ve her sahnede sadeleştirmeye giderek çalışıyoruz. Aralık ayı tamamlandığında ilk üç sahne tamamlanacak. Ocak ve Şubat aylarında oyunun tümü çalışılmış olacak. Mart ayında yapacağımız teknik provalar ile Nisan ayında seyircimiz ile buluşacağız.
Oyun her Cuma akşamı saat:19:00 ile 21:00 arası Konak Kültürevinde çalışılmaya devam ediyor. (devamı…)
04/10 Mayıs tarihleri arasında Mavi Balon-Çağdaş Eğitim Vakfı sahnesinde onaltı oyun ve bir atölye çalışmasının yer aldığı festival amacına uygun bir biçimde devam ediyor.
Öncelikle üniversite tiyatroları ve mezuniyet sonrası amatör tiyatro oluşumlarını misafir eden Uludağ Üniversitesi Oyuncuları bu yıl pek çok açıdan önceki festivali yukarı taşımayı başardı. Öncelikle seçilen oyun ve gruplara bakıldığında Üniversite Tiyatrolarının popüler çizgiden uzak seçim yapabilme lüksünü ıskalamaması ve seyirci düzey ve kaygısı gütmeksizin seçimlerini yapması; izleyicisini yukarı taşımak ve U.Ü.O.’nun entelektüel algısını geliştirmek adına önemlidir. Bursa’da öncü yada deneyen tiyatro yapılarının da azlığı dikkate alındığında Bursa için de sonuçları hemen ölçülemeyecek ciddi bir kazanımdır bu festival.
Festivale dair sevindirici bir diğer durum da yoğun seyirci ilgisi. Her oyunun merdivenlerde dahi izleyicisi olması Görükle de bir sahne seçimi ve etkili tanıtım ile açıklanabilir. Umarım önümüzdeki yıllarda da bu seyirci ilgisi devam eder.
Festival programı: http://uuo.uludag.edu.tr/festival.htm
Defalarca oyun oynamış, seyirci baskısını almaya alışmış biri olarak ilk defa o kadar insanın zamanına, orada olmasına dair sorumluluğu üstümde ağır bir şekilde hissettim. Benim için oyunculuktan çok daha farklı, çok daha fazla bir ağırlıktı.
Seyircinin, oyunun sonuna kadar nefesini tutarak oyunu takip etmesi oyunun akıcılığından mı, yoksa seyircinin kendini baskı altında hissetmesinden mi bilemiyorum. Belki de her ikisi birden. Fakat ilk oyunda net olan seyircinin farklı olana verdiği olumlu tepki.
Oyundan sonra konuştuğum bazı izleyenler oyunu sinema gibi bulduğunu söylerken, bizim sinemasal anlatım konusunda denediklerimiz ile ilgili olumlu bir geri bildirim oldu bu bizim için.
İlk yazımda biçim, ikinci yazımda içerik üzerine yazmıştım. Bu yazımda da prova sürecine değineceğim.
Oyuncular ile yaptığım çalışmayı üç ana bölüme ayırdım. Birinci bölüm oyunculara metni vermeden altmetin çalışmaları ve oyuncu mekan, oyunda zaman atlama meseleleri üzerine araştırma çalışmaları yaptık. Aynı zamanda örtük hedefim farklı altyapıları ve tiyatro deneyimleri olan oyuncuların da ortak bir dil konuşabilmesini sağlamaktı. İlk bölüm çalışmaları beklentimin üstünde bir disiplin ve verimlilikle gerçekleşti.
“Kat 6 buçuk” isimli oyunun sahnelemesine dair yazılmış ikinci yazımdır.
İçerik deyince oyunun metninden ve bu metnin yorumlanışından bahsediyorum. Oyunu yazarken beni en çok etkileyen eser Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Üç Maymun” olmuştur. Üç Maymun’un senaryo tekniğine baktığınızda filmin anlatılmayan bölümlerinde çok önemli olayların olduğunu görürüz. İşte bu ara bölümlere bırakılan çok önemli olayların devamında yer alan basit yaşantılar ile film dolu dolu ilerler. Çünkü karakterlerin yaşadıklarını görmesek de senaryoda o çok önemli alanların devamında ne olduğunu anlarız. Bu da filmin içini gösterdiğinden çok daha fazla doldurur. Biz izleyici olarak oynanmayan bölümleri kendimiz doldururuz. Kendimiz kafamızda oynarız o bölümleri. (devamı…)
Aşağıdaki yazı tıpkı bir önceki projemiz Ada’ da olduğu gibi bir sürecin hikayesidir ve alternatiftiyatro.net’te yayınlanmıştır. Son oyunun son selamı verilene dek sürecek bir arayışın paylaşımıdır. Bu süreci ele alırken samimi ve anlaşılır olmaya çalışacağım. Ve başarabilirsem uzatmadan bölümler halinde oyunun biçimi, içeriği, prova süreci, oyun değerlendirmeleri, oyuncu-seyirci görüşleri hakkında başlıklar halinde bir dizi yazı yayınlayacağım. Ve bu sayfada oyuncularımın, seyircinin de görüşlerini noktasına virgülüne dokunmadan yansıtacağım.
Önce ‘biçim’;
Daha önceki yazılarda burada değindiğimiz için yine üzerinde ayrıntılı durmaya niyetim yok ama çok genel olarak ‘biçimde’ çıkış noktamız şu: Neye alternatif olduğumuz belli, niye alternatif olduğumuz da. Ama alternatifin ne olduğunu söylemek mümkün değil. O bir arayış.
Peki neye alternatifiz? Egemen tiyatro anlayışına. Salon alışkanlıklarına ve tümü olmasa da tümüne yakın çerçeve içinde oynanan oyunlara.
Niye alternatifiz? Tiyatro sevici seyirciye, kolay alıcıya, sorgulamadan izleyenlere.
İzleyicimizin geleceği alanda tedirgin bir başlangıç, daha ilk andan farklı bir karşılama, podyumlar arasında oyunun içinde ortaya konan ve düşüncenin seyirci için kaçınılmaz bir parçası olma durumu.
2009 Yılında Konak bünyesinde drama eğitimi alan öğrencilerim içinde en küçük yaş grubum sahneye çıktı.25.01.2009
Bazen kolay ve keyifli, bazen zor ve yorucu oldu bu kadar küçüklerle çalışmak. Belki erken büyütmeye çalışıyoruz onları, belki de yapabileceklerini çok küçümsüyoruz. Hangisi olursa olsun, sahne ne yaparlarsa yapsınlar, -yada yapamasınlar- sahnede sempatik ve rahattılar. İlk sahne tecrübelerinde kendilerine güvenmeleri ve kendilerini eğlendirmeleri asıl hadefti. Gerisi ayrıntı. Tüm minik oyuncularıma bana verdikleri sevgi nedeni ile, tüm velilerime de bana güvendikleri için teşekkür ederim. (devamı…)
Geçen yıl ilkini düzenlediğimiz Geleneksel Şahinkaya Tiyatro Şenliği’nin bu yıl ikincisini gerçekleştireceğiz.
Şenlik
Şenlik kapsamında sahneye koymayı planladığımız oyunlar farklı türlerde, ekiplerimiz ile izleyicimize farklı kazanımlar oluşturması amacını gütmektedir. (devamı…)