Aşağıdaki çalışma notları Yasemin Arpacı tarafından kaleme alınmıştır. Genç Tiyatrocuların kendi oyunlarını oluşturma serüvenine dışardan ve samimi bir anlatımla bakan Yasemin’in kaleminden çıkanlar aşağıdaki gibidir.
5.hafta
Bu hafta oyuncularla doğaçlama çalışması ile başladı. Çalışma sonrasında ise öğrenciler yapılan doğaçlama ile ilgili bir forum gerçekleştirdiler. Tartışılan temel nokta yapılan serbest doğaçlama içinde en çok tercih edilen duygu durumun ne olduğuydu. Çatışma,rekabet,üstünlük duygusu gibi ağır basan durumların temelde varolma mücadelesi ve çatışmayla ilgili olduğu sonucuna varıldı. Bu durumdan yola çıkarak, yazarlarımızın oyunları içerisindeki çatışmaya dikkat çekildi. Özellikle Zeynep’in kadın ve erkek imajlarındaki problemler ve çatışmayı konu alan empati adlı oyunundaki kadın ve erkek arasındaki rol temelli çatışmalarda yapılan forum oldukça faydalıydı. Sevgili liderimiz, tiyatroda kullanılan çatışmanın sürekliliğinin hikayenin temposunu düşürerek çözümsüzlüğe sürükleyebileceğini , uyum amacıyla kullanılan çatışmanın ise hikayeyi ilerleterek dinamizm kazandıracağı sonucuyla etrafa dağılan düşünce yumaklarını anlaşılır bir bütün haline getirip zihinlerimizi açtı.Bu bağlamda yazarlarımızın hikayeleri bomba gibi bir tempoyla ilerleyecek ve güzel seyirlere vesile olacaktı.
Aşağıdaki yazım yeni yazdığım ve Mart ayında izleyici karşısına çıkacak Bir Asansör Hikayesi isimli oyunum ile ilgilidir. Bu yazı tamamen kendi kişisel arşivim için oluşturulmuştur.
“Bir Asansör Hikayesi” nin ortaya çıkışı tamamen tesadüftür. Şahinkaya Lise tiyatro topluluklarım ile bir asansör doğaçlamasında sınırlarımızı ne kadar zorlayabilir, yaratıcılığımızı nereye kadar konuşturabiliriz derken başladı hikayenin macerası. Asansördeki ‘yedi’ insanın kimler olduğu ve asansöre binmeden önce yaşadıkları tamamen lise öğrencilerimle birlikte gerçekleştirdiğim çalışmaların ürünüdür. Yazının devamı için »
Geçen yıl ilkini düzenlediğimiz Geleneksel Şahinkaya Tiyatro Şenliği’nin bu yıl ikincisini gerçekleştireceğiz.
Şenlik
Şenlik kapsamında sahneye koymayı planladığımız oyunlar farklı türlerde, ekiplerimiz ile izleyicimize farklı kazanımlar oluşturması amacını gütmektedir. Yazının devamı için »
Konak Kültürevi 2008-2009 sezonu “genç tiyatrocuların” atölye çalışmaları ile ilgili proje içeriği aşağıdaki gibidir.
GURUBUN HAZIR BULUNUŞLUK DÜZEYİ: Yaş seviyesi 12-15 arası olan oniki katılımcının büyük çoğunluğu en az üç yıldır birlikte tiyatro yapıyor.
Oynadıkları son üç oyun: Sınırları Zorlamak – kendi ürettikleri bulvar komedisi, Elbise Sevdası – Geleneksel Türk Tiyatrosu, Hamlet – W. Sheakespeare.
HEDEFLENEN KAZANIM: Gurup son üç yılda farklı tür oyunlar ile oyunculuk konusunda üst düzeyde çalışmalarda bulunmuş ve yetkinleşmiştir. Tiyatronun oyunculuk kısmında edinilen bu kazanımlara oyun yazarlığı, oyun yönetmenliği, sahne tasarım gibi alanlarda kazanımlar eklemek amacı ile bu yıl atölye çalışmaları tamamen seyirciden bağımsız planlanmıştır.
Beş yıl önce askerde kaleme aldığım, ilkin Özgürtürk Çalık ile birlikte Mustafakemalpaşa Belediyesi Bölge Tiyatrosunda sahneye koyduğumuz “İki Bavul Dolusu” bu sezon Erzurum Devlet Tiyatrosunda sahnelenmeye başlıyor. Oyunda emeği geçen herkese başarılar dilerim.
İki Bavul Dolusu (Çocuk Oyunu)
Yazan: Nedim Buğral
Yöneten: Hakan Yavaş
Yönetmen Yardımcısı: Mehmet Yıldız
Dekor Tasarım: Hakan Dündar
Giysi Tasarım: Suzan Kara
Işık Tasarım: Eser Dursun
Müzik: Selçuk Yılmaz
Dans Düzeni: Sezai Yılmaz
Asistan: İrfan Kılınç
Sahne Amiri: Murat Yayla
Kondüvit: Çiğdem Kaplan
Suflör: Serkan Ay
Işık Kumanda: Taner Çakıroğlu
KASIM AYI OYUN PROGRAMI - ERZURUM DEVLET TİYATROSU
Özel Şahinkaya Koleji’nde öğrencilerimin önemli bir kısmını bir yıldır tanıyor olmam bu yılki atölye konularımda isabetli projeler seçmemde önemli bir etken. Bir de keyifle çalışabildiğimiz bir mekanımız eklenince aşağıda paylaştığım proje keyifle yürüyor oldu.
Çalıştığım sınıflar 4. ve 5. sınıf düzeyi öğrenciler.
Aşağıdaki yazım Konak Kültürevi’nde üçüncü yılını tamamlamış ekiplerim ile bu yıl yapacağım çalışmaların genel çerçevesini velilerim ile paylaşmak amacı ile yazılmıştır.
Konak Kültürevinde birlikte çalıştığım arkadaşlarım ile çok şey biriktirdik. Sadece tiyatro değil, yaşama dair de çok şey birikti. İlk üç yıl sahnede kendi dilleri ile hikayelerini oynamaları, yaratıcılıkları, sahneye sempatileri, seyirciye alışmaları, kendini ifade etmeleri, tiyatronun paylaşan dilini kavramaları vb. kazanımlardan bahsetmek mümkün. Yazının devamı için »
Aşağıdaki metnim öğrencim Defne İşçimen tarafından kaleme alınmıştır. Bu yazdığı ilk oyun. Umarım bir gün oyunları dünya tiyatrolarında oynanan bir oyun yazarı olur. Teşekkürler Defne
.
(Fotoğraf Deniz Uruş)
Çocuklar gizlice Süleyman amcanın temizlik eşyalarıyla müzik yapıp eğlenirken kapıcı Süleyman amcanın azarlayan sesini duyup müziği keserler. Şaşırıp yakalanmış hissine kapılırlar. Süleyman amca onları tekrar azarlar ve çocuklar sıkıntıyla cevap verirken eşyaları da bırakırlar.
Süleyman Amca: Hey sizi gidi küçük yaramaz çocuklar sizi yine ne yapıyorsunuz benim eşyalarımla. Bırakın çabuk onları. Onlara zarar gelirse işimi yapamam ki! Çabuk oyalanmayın bırakın hadi. Hala oyalanıyorsunuz çabuk olun. Bir daha eşyalarımı gizlice alıp oynarsanız sizi anne babalarınıza şikayet ederim ve bu sizin için hiç de iyi olmaz. Ha ha ha!
Çocuklar : Of Süleyman amca ne olur oynasak yemedik ya eşyalarını.
Süleyman amca: Bir de cevap veriyorlar. Çok terbiyesiz oldu bu yeni nesil. Ah ah bizim zamanımızda böyle miydi? Büyüklerimize saygı duyardık bir şey dedikleri zaman… Ah! Sizi gidi terbiyesiz çocuklar sizi eşyalarımı daha kibar geri verebilirsiniz.
Çocuklar eşyaları Süleyman amcanın kafasına atıp bahçeye çıkarlar. Yazının devamı için »
Yaz döneminde Konak Kültürevi bünyesinde yaptığımız atölye çalışmasının ürünü olan “Profesör ve Bizimkiler” i keyifle sahneledik.
Profesör ve Bizimkiler’in eğitim çalışmalarında benim için iki önemli yeniliği oldu. İlki kurgusunu ekip ile birlikte oluşturduğumuz hikayenin dialoglarını öğrencim Defne İşçimen kaleme aldı. Böylece ilk defa bir öğrencimin kaleme aldığı bir oyunu sahnelemiş olduk. Bu oyunda ikinci yenilik ise yaş ortalaması 8 olan öğrenci gurubum oyun boyunca sahnede oturarak oyuna giriş ve çıkışları sahnede, seyirci tanıklığında yaptı. Oyunu açık biçimde oynamış oldular ve seyircinin önünde tüm dekorlarını telaşsızca kendileri değiştirdiler. Kendilerine güvenildiklerinde ve sorumluluk verildiğinde neler yapabileceklerini göstermiş oldular.
Bazen durup düşünmek gerekiyor, neden bunca çaba? Bazen düşünmeden yanıtı geliyor, sonra soruyu sormak aklınıza geliyor bunca koşuşturmanın içinde. Kaya abi o yanıttı geçen hafta.
Deli Dumrul Ramazan ayı boyunca her akşam bir köy yada beldenin kahvehane yada düğün salonunda izleyicisi ile buluştu. Bu bir aydan ve sahnelenen onca oyundan ne kaldı geriye? Yorgunluk, her defasında kurulan ve sökülen figürler, dekoru taşırken dekoru yapana minnet duyguları!, güzel yol manzaraları, çirkin yol manzaraları, bitmesini bir an önce dilediğimiz gürültülü oyunlar, bitmesin dediğimiz keyifte oyunlar. Köylerde tiyatro ve gölge oyunu ile deneyimlediklerimizi paylaşmayacağım bu yazıda. Belki başka bir zaman. Daha samimi organizasyonlarda ve daha yaptığımızın işe yaradığını hissettiğimde.
1975 Almanya Goslar doğumluyum.
Tiyatro yaşamım Uludağ Üniversitesi Oyuncuları’nda üniversite tiyatrosu ile başladı.
Mavi Balon Gösteri Hizmetleri’nin kurucu ortaklarındanım. 2006 – 2007 sezonunda Anaokullarında ve Konak Kültürevi’nde tiyatro eğitimi vermekteyim. Ayrıca bu sezon Bizden Değilsin isimli bir kukla oyununu sahnelemeye ve faal biçimde oyun yazarlığı yapmaya devam ediyorum.